Karanlıkta Yemek

İstiklal caddesinin bitirip Tünel’in başladığı yere kadar geliyoruz. Buradan Galata’ya doğru inerken sağ tarafımızda Nikol Galata’nın tam karşısında hayatımızda deneyimleyebileceğimiz en değişik kurgu bizi bekliyor; Karanlıkta Yemek.

Karanlıkta yemek ne kadar eğlenceli olabilir? Eğlenceli olmalı mıdır?
Karanlıkta Yemek karanlık işler adı altında düzenlenen organizasyonlardan sadece bir tanesi. 2 buçuk saat boyunca zifiri karanlık bir ortamda görme engelli garsonlar ve müzisyenler eşliğinde yemek yiyorsunuz. Burada anlatılmak istenen görme engellilerin durumunu anlamanız değil, görme duyunuzu kaybettiğinizde diğer duyularınızın ne kadar ön plana çıktığı. Peki bu deneyim için hazır mısınız?

Hazır olduğumdan çok da emin olmadığım bir şekilde Galatadaki Karanlıkta Yemek’in düzenlendiği apartmandan içeri giriyorum. Öncelikle çantamızı, montlarımızı ve üzerimizde ışık yayma ihtimali olan herşeyi bir dolaba bırakıyoruz.
Evet karanlıkta Yemek yemenin yanında 2 buçuk saat telefonunuzdan ayrı kalabilir misiniz?:)

Eğer bu organizasyona katılmayı düşünüyorsanız yazının devamını okumamak sizin için daha iyi olabilir. Çünkü akşamı tüm detaylarıyla anlatıyor olacağım.

Sırayla salona alınıyoruz. Garsonumuz Elif yanımıza gelip kendini tanıtıyor ve ihtiyacımız olduğunda sadece ona seslenmemizi söylüyor.

Masamıza oturtulduğumuz andan itibaren dokunabildiğim her şeyi ellemeye başlıyorum. Masa, masa örtüsü ve masanın üzerindeki tabaklar derken ilk kez yemeğimi ellemiş bulunuyorum. Biz oturmuş yemeklerimizi ellemeye başlamışken bir anons yardımıyla masamızı tanımaya başlıyoruz. Anonsla beraber ekmek, tuzluk nerede? Kaç çatalım kaç kadehim var? ve hangi kadehlerde nasıl içecekler var? hepsini öğreniyorum. Ve beklenmedik bir şekilde aslında masayı görmeye başlıyorum. Gece boyunca en çok şaşırdığım şeylerden birisi masada ihtiyacım olan şeyleri bulmak için hiç zorlanmamamdı.

Bu keşif anları bittikten sonra ara sıcak olarak servis edilen ve çoktan ellediğim yemeğimi yemeye başlıyorum. Ve o anda gerçekten hayatımın en zor duygularından birini yaşıyorum. Yanımda yemek yemekte olan eşimi duyuyorum ama ilk defa göremiyorum. Bu, gece boyunca kabullenmekte en çok zorlandığım şey aslında. Resmen beynim reddediyor ve adeta salondan çıkmak istiyorum. Bu noktada salona girmeden önceki uyarı geliyor aklıma ve karanlığa alışmak için kendime bir şans veriyorum.

Tam da bu anlarda orkestra çalmaya başlıyor. Orkestranın şarkılarına yabancı olmanız çok zor bir durum. Çünkü neredeyse tüm şarkılar 90’larda hit olmuş Yeni Türkü ve benzer grupların en bilindik şarkıları. Orkestranın neşeli şarkıları eşliğinde karanlığa biraz daha alışıyorum hatta oturduğum yerde dans etmeye başlıyorum.

Karanlığa alışmaya başladığım noktada kafama bir şey dank ediyor. Ben hiç kimseyi göremiyorsam onlar da beni göremiyordur! Bu noktada ara ara gözlerimden süzülen yaşların bir önemi olmadığını fark ediyorum.

Gece boyunca önüme gelen her yeni tabak yeni bir keşif aslında. Önümde ne olduğunu bilmeden yemek yemek ve onun ne olduğunu anlamak gerçekten değişik bir deneyim.

Orkestra gerçekten çok güzel çalıyor. Ve bir noktada anlıyorum ki orkestra sabit bir yerde durmuyor. Masaların arasında geziyor. Bazen tam yanımızda bir gitar sesi duyuyorum bazen vokalin sesi çok uzaklardan geliyor.

Gece boyunca Elif’ten o kadar çok yardım alıyoruz ki, bir noktada Elif’in nasıl biri olduğunu tahmin etmeden duramıyoruz.
4 arkadaş gittiğimiz bu organizasyonda 2 farklı tarifte bulunduk. Buradan söyleyebilirim ki ses tonlarımız ve görünüşümüz arasında kesinlikle bir bağlantı var.

Ana yemeği bitirdiğimizde karanlığa o kadar alışmış oluyoruz ki kalkıp dans etmeye başlıyoruz:)

Bizi en başta karşılayan beyefendinin açıklamalarıyla gecenin sona erdiğini anlıyoruz. Bu noktada ışıkların açılmasını bekliyorum. Işıklar açıldı mı? Bu sorunun cevabı ancak ve ancak yemeğe giderseniz öğrenebilirsiniz:)
Sırasıyla hangi yemekleri yediğimizi öğreniyorum.
Salonun dışına çıktığımızda müzisyen arkadaşların ve Elif’in bizi beklediğini görüyorum. Hepsine teşekkür ediyor ve ayrılıyoruz.

Etkileri uzun sürecek olan bu akşamdan ayrılırken gerçekten görme duyumuzu yitirdiğimizde diğer duyularımızın ne kadar ön plana çıktığını ve onlar sayesinde başka bir anlamda görmeye başladığımızı anlayabiliyorum. Ama görme engellileri açısından hayatın nasıl bir şey olduğunu düşünmeden edemiyorsunuz.

Ne dersiniz? Böyle bir akşama hazır mısınız sizce?

Fulya Genç

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir