Yeryüzündeki Cennet : Cape Town

Gittiğim tüm şehirlerin yanında Cape Town bende çok değişik ve hiç unutmayacağım izler bıraktı. Unutmayacağım diyorum çünkü gerçekten unutmak istemiyorum. Hızlı akan hayatımızda farketmediğimiz, şükretmediğimiz o kadar çok şey yaşıyoruz ki… Maalesef bazen bunu anlamak için, ne kadar şanslı doğduğumuzu fark etmek için 8.203 mil uzağa uçmamız gerekiyor.

Uçağım Cape Town’a indiğinde inanılmaz heyecanlıydım. Bunun sebeplerinden bir tanesi 12 saattir havada olduktan sonra sonunda toprağa konmamın sevinci tabii ki:) Pasaport kontrolünden geçtikten sonra adımın yazdığı bir pankartla beni bekleyen bir Afrika’lıyı görüyorum. İlk defa gittiğim bir yerde havalanından otele tek başıma gitmek güvenli değil… Bir yabancının beni götürmesi ne kadar güvenli diye düşünürken biniyorum arabaya 15 dakika sonra oteldeyim. Benden bir kaç gün önce giden arkadaşlarımdan öğreniyorum ki otelden güvenli bölge Waterfront’a giden shuttle’lar varmış. Onlarla buluşana kadar vakit geçirmek için bir kaç saat dinlendikten sonra Waterfront’a gidiyorum.

Cape town ile ilgili diğer yazıma şuradan ulaşabilirsiniz.

Waterfront

Waterfront büyük bir alışveriş merkezi ve bir sürü güzel restaurantın olduğu liman bölgesi. Genellikle beyaz insanların olduğu güvenlik probleminin olmadığı bir yer. Biz yemek yemek için limandaki restaurantları tercih ettik. Limanda güzel havada yemek yiyip bir şeyler içmek inanılmaz keyifli! Fiyatların da İstanbul’a oranla çok uygun olduğunuda belirtmek isterim:)

DSC00120
DSC00952

Üzüm Bağları – Şarap Tadımı

Güney Afrika dendiğinde acıklı mazisinin yanında en çok bilinen nedir? Şarapları! Biz de Cape Town’da geçirdiğimiz vaktin bir kısmını şarap bağlarına ayırmayı ihmal etmedik. Tadım yaptık, yemyeşil mis gibi doğası içinde çok güzel yemekler yedik. Ve şarap ile ilgili bir çok bilgi öğrendik. Biz Backsberg Wine Estate’e gittik ve çok sevdik.

cape_town_sarapDSC00154

Hout Bay

Hout bay, Ümit Burnu – Cape of Good Hope’a giderken yol üzerinde bulunan enfes bir manzaraya sahip bir kasaba. Bu kasabaya girdiğinizde Chapman’s Peak noktasında bir 10 dakika burada mola verip manzaranın tadını çıkarıyorsunuz. Bir turla gidiyorsanız mutlaka burada duracaklardır. Araba kiraladınız ise giderken tabelaları izlemeniz yeterli. Hout bay sahilde gerçekten uygun fiyata satın alabileceğiniz hediyelik eşya satanlar, bir change office ve fok balıkları var:) Buradan yakındaki fok adasına giden bir tur da bulunmakta ama biz ona katılmadık.

DSC01128

DSC01129

cape_point

Ümit Burnu – Cape of Good Hope

Gitmeden önce görmek için sabırsızlandığım noktalardan bir tanesiydi Ümit Burnu! Çünkü Ümit burnu Afrika kıtasınında en uç noktası, yani Dünya’nın bir ucu! Heyecan verici, değil mi?:) Cape Town bölgesi beni en çok muhteşem doğası ile etkilemişti. Ümit Burnuna doğru yaptığımız yolculukta onun bir başlangıcı oldu. Benim doğayla bu kadar iç içe olduğum ilk seyahatim… Tarihi yerler gezerek, doğa tatillerini bir kenara bırakmıştım. Ne kadar da yanlış düşünmüşüm!

DSC01141

Ümit burnu Cape Town merkeze 2 saat uzaklıkta, aslında mesafe kısa ama yol biraz dolambaçlı olduğu için bu kadar sürüyor. Bir araba kiralayarak gitmeyi düşünmüştük ama otelin o bölgeye bir turu olduğunu bulunca araba kiralamakla uğraşmadık. Siz de benzer turlar bulabilirsiniz.

afrika

cape of good hope

umit_burnu

Cape point adı da verilen bu bölgeye ulaştığınızda teleferik yardımıyla en tepe noktasına çıkıp muhteşem manzaranın tadını çıkarıp orada restaurantta keyifli bir yemek yiyebilirsiniz. Tepe’den sonra okyanus kenarına inip Afrika’nın en uç kara parçasında olmanın tadını çıkarıyorsunuz. Bu bölgede bir çok hayvan serbest bir şekilde dolaşıyor, maymun ve devekuşları bizim denk geldiklerimizden.

 

DSC01172

DSC01149

 

Camps Bay

Camps Bay; Cape Town’ın Beverly Hills’i! Cape Town’da gezerken sürekli bir şaşkınlık halindeydik. Bir mahalleye gidiyorsunuz yokluk sınırı, şehir merkezine gidiyorsunuz değişik insanlar sonra arabaya binip sadece 10 dk mesafeye gidiyorsunuz Miami gibi bir yer olan Camps Bay’a gelmişiz. Bir anda çevremizde sarışın, jogging yapan, okyanus kenarında köpekleriyle frezbee oynayan insanlar görmeye başlıyoruz.

DSC00999

Camps Bay okyanusun tam kenarında ünlülerin milyon dolarlık villaları ile donatılmış, bu villaların önünde kalaşnikoflu güvenlik görevlileri olan zengin semti. Burası Cape Town’a geldiğinizde mutlaka ziyaret etmeniz gereken bir yer. Çünkü Cape Town farklılıkların şehri. Ve bunu en net bu bölgede görebiliyorsunuz. Buraya geldiğinizde okyanus kenarının tadını çıkarın ve sonrasında Cafe Caprice’e gidip güzel bir yemeğin ve leziz kokteyllerin tadını çıkarın.

Camps Bay Cape Town

DSC01001


DSC01040

DSC00992

DSC01045

Camps Bay 6 - DSC01011

Masa Dağı

Masa dağı Cape Town denince ilk akla gelen, şehrin sembolü haline gelmiş bir yer. Ben gitmeden önce vakit kalmazsa belki gitmeyiz diye düşünüyordum ama iyi ki gitmişiz! Çünkü resmen büyülendik. Masa dağına değişik bir teleferikle, neredeyse dikey bir şekilde çıktık. Bu teleferiğin en güzel yanı tabanı sabit değil ve teleferik hareket ettiğinde dönmeye başlıyor. Bizde bu sayede yukarı çıkarken her tarafı görme şansı yakalayabildik. Dağın tepesine çıktığımızda hem şehrin hem de Güney Afrika bölgesinin muhteşem manzarası bizi bekliyordu. Buraya gittiğinizde rahat bir ayakkabı giymenizi öneririm çünkü dağın tüm tepesini yürüyerek geziyorsunuz. Bir şeyler yemek içmek için bir restaurant burada mevcut. Teleferik rüzgarlı günlerde çalışmayabiliyor fakat dağa yürüyerek çıkmak da mümkün. 2 saatlik bir yürüyüşle dağa nasıl ulaşabileceğiniz broşürlerle anlatılmış durumda.

Table Mo 3 - DSC01314

DSC01300

Table Mo 2 - DSC01290

Table Mo 1 - DSC01256

DSC01368

DSC01350

Bo Kaap

Renkli evleriyle müslüman mahallesi olan Bo Kaap, Cape Town’ın hüzünlü tarihinin bir parçası!

DSC01404 DSC01382

 

Townshipler – LANGA – KHAYELITSHA

Township denilen bölgeler Cape Town’da siyahi ırkın ağırlıklı olarak yaşadığı yaklaşık 3 milyon kişi şehir merkezinden uzak bu township denilen bölgelerde açlık mücadelesi veriyor. Bu bölgelere tek başımıza gitmemiz hiç güvenli olmadığı için otelin ayarladığı bir tur ile gittik. Tur bölgeye vardığında bölgede yaşayan biri size bölgeyi gezdiriyor, bu gezi o kadar gerçekti ki! Beni en çok bu bölgede geçirdiğimiz süre etkiledi. Rehberimizin hayatta kalmak için yaptığı şey bu şekilde turistlere bölgeyi gezdirmek. Bu işi yaptığı için kendini inanılmaz şanslı hissediyordu ve mutluluğunu bizimle paylaştı. Gezi sırasında evlerin-ev derseniz tabi- içine girmemizi sağladı, gerçekten ne olup bittiğini anlayabilelim diye… Kafamda hala kadının evlerden çıkarken bize söyledi aynı cümle dolaşıyor ‘That is a life…’.

DSC01425

Yukarıdaki resim bölgede yapılan bira imalatı. Bu şekilde bira üretip orada yaşayan insanlara satıyorlar.

Tura başlamadan önce kameramı boynuma takmıştım. Ama bir kaç adım attıktan sonra orada yaşayan insanlara saygısızlık olduğunu düşündüğüm için kameramı kaldırmaya başladım, rehberimiz kolumdan tuttu ve bana çekebildiğim kadar çok resim çekmemi, ve gösterebildiğim kadar çok insana göstermemi istedi. Bu beni o kadar etkiledi ki gerçekten ne yapacağımı şaşırdım. Resim çekmeye başladım. Yazımın en başında anlattığım gibi, bazen ne kadar şanslı doğduğumuzu ve minnettar olmamız gereken şeyleri o kadar atlıyoruz ki!

DSC01422

DSC01454

Bu bölgede gördüğüm ve yaşadığım şeyleri cümlelere dökemiyorum. Gerçekten. Sadece gezdiğimiz evlerden birini hatırlıyorum. Bir dairedeki bir oda boyutunda yerlere ev diyorlar. Böyle bir odaya girdik. Küçücük bir yer. Her duvar dibinde bir yatak olduğunu düşünün. Bize sırasıyla bu odada yaşayan ailelerin hikayesini anlatmaya başladı rehberimiz. Bu yatakta 5 çocuklu bir aile yaşıyor dedi. Yanlış yazmıyorum, 1 oda 3 yatak ve 3 aile. Ailelerdeki çocuk sayısı 4-5. Akşam olunca o odada neler oluyor düşünebilir misiniz? Giyiniyorlar, yemek yiyorlar ve uyuyorlar. ‘That is a life…’.
DSC01438

Sanırım benim en çok aklımı kurcalayan toplamda 3.5 milyon nüfusu olan Cape Town’da aklınızın alamayacağı kadar zengin olan ırkın, nasıl bu kadar kayıtsız kaldığı. Sonuçta siyahi, beyaz, zengin fakir demeden önce insan olduğumuzu hatırlamamız gerekmiyor mu?

DSC01448

Cape Town hayat gibi bir şehir. İyilik kadar kötülüğü, zenginlik kadar  fakirliği, eğlence kadar hüznün olduğu büyülü bir atmosferi var. Ve evet kesinlikle bir kere daha giderim!

Merak ettiğiniz başka şeyler varsa yorum olarak bırakabilirsiniz.

Fulya Genç

3 Comments

  1. Selam Fulya Hanım ,
    10 gün sonra cape town’a gitmeyi planlıyoruz ama güvenlikle ilgili baya endişelerimiz var.Yabancı sitelerden okuduklarımız , sizin anlattıklarınıza kıyasla korkunç. Eğer mümkünse ulaşım, konaklama , gece hayatı , avrupalılara karşı tutumlar ,vs. bunlarla ilgili bilgi almak isterim.

    • Merhaba, bende gitmeden önce bu noktadaydım, biraz abartılıyor yazılarda.Ama Avrupa ülkesini gezer gibi rahat davranmayın.Gündüz, kısa mesafede bile yürümeyin.UBER güvenli,taksi kullanmayın.Township’lere gidecekseniz yanınızda lokal biri olsun. Sorularınız olursa fulyaagenc@gmail.com adresine yazabilirsiniz. Çok Türk gitmediği için genel bir yargıları yok Türklere karşı, zaten sevgi dolu bir millet.Çok güzel bir yer, keşke tekrar gidiyor olsam:)

  2. Bu arada whatsapp’tan yada mail yoluyla ulaşabilirseniz sevinirim.
    Whatsapp:05412244221
    mail:mustafa-tuylu@hotmail.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir