Gezi : Pamukkale – Salda Gölü – Lavanta Kokulu Köy

Bir gezi yazısından daha merhaba!

Her sene ajandamı planlarken bir tane ‘Gezilecek Yerler’ sayfası oluştururum. Bu sene listemde yurt içi yerlerin sayısı oldukça fazla. Neden derseniz hem Can(oğlum olur kendisi:)) biraz küçük hem de Euro olmuş 5 TL derken uzun zamandır ertelediğimiz yurt içi gezilerine bu yıl ağırlık verelim dedik.

İlk durak benim çok uzun zamandır merak ettiğim UNESCO Dünya Mirası Listesinde olan Pamukkale.

İstanbul’dan Pamukkale’ye gitmek için ilk olarak benim aklıma uçak gelmişti ama Denizli havalimanı şehrin çok dışında olduğu için ve aynı zamanda buraya yakın Salda gölüne de gitmek istediğimizden en iyisi araba ile yola çıkalım dedik ve uzun yol maceramız başladı.

Biz Pamukkale – Salda Gölü – Lavanta Kokulu Köy ve Denizli’yi görmek için 3 gece 4 günlük bi zaman ayırdık. Gayet yeterli oldu, genel özeti de şu şekilde;

1.gün İstanbul – Buldan – Karahayıt

2.gün Pamukkale – Karahayıt

3.gün Lavanta Kokulu Köy – Salda Gölü – Tavas – Karahayıt

4.gün Denizli – İstanbul

Konaklama için Karahayıt’taki termal otellerden biri olan Richmond Oteli tercih ettik. Konaklama için Karahayıt’ı tercih etmenizi öneririm, bu bölgedeki tüm oteller termal otel ve Pamukkale’yi de besleyen şifalı sulardan faydalanabiliyorsunuz. Bu termal su bir çok rahatsızlığa da iyi geldiği için Karahayıt’ta bir çok tedavi merkezi de var. O nedenle hiç düşünmeyin ve burada konaklayın.

Pamukkale’ye giderken Buldan’a uğrayabilirsiniz. Buldan tüm dünyaya buldan bezini satan çok kaliteli peştamallerin yapıldığı bir ilçe. Küçük çarşısında bir yarım saat geçirebilir, bu kaliteli peştamallerden alabilirsiniz.

Pamukkale’deki travertenlerin oluşturduğu havuzlara girebiliyorsunuz. Ancak bölgede üstünüzü değiştirmek için bir tesis yok. O nedenle eğer havuzlara girecekseniz mayonuzu içinize giyip yanınıza havlu almayı ihmal etmeyin.

 

Pamukkale alanı oldukça geniş, antik kent Kleopatra havuzu gibi görülecek çok şey var. O nedenle 1 tam gününüzü buraya ayırmak yeterli olacaktır.

Gelelim Lavanta Kokulu Köye….

Burası küçücük sıradan bir köy; Kuyucak Köyü. Farkı ise köyün girişindeki bir sürü lavanta tarlası. Temmuz – Ağustos aylarında lavantanın çiçek açtığı bu zamanda bütün köy hem lavanta kokuyor hem de muhteşem bir görsel şölen sunuyor. Biz Nisan ayında zamanı olmadığını bile bile gittik. Merak ettik. Biraz resim çektik, tarlasını biçen bir amca ile sohbet ettik. Hatta o sırada tarlalarını çapalıyorlardı bize de ekmemiz için lavantalarından verdiler:) Bakalım Temmuz ayına kadar iyi bakabilirsek bizim bahçede de küçük bir lavanta alanı olacak:)

Burası için mutlaka gidin diyemem çünkü gerçekten sadece lavanta tarlaları var… Ama yolunuz bu tarafa düşüyorsa ve Temmuz-Ağustos aylarındaysanız uğrayabilirsiniz. Çiçeksiz görüntüleri bile çok hoştu:)

Bu arada Pamukkale – Lavanta Tarlaları arasındaki mesafe araba ile 2 saat.

Lavanta Kokulu Köy’den sonra istikamet Salda Gölü. Göl diyince benim aklıma gelen balçıklı bir su ve ‘Göle girmek tehlikeli ve yasaktır’ yazısı:) Ama resimlerden gördüğümüz kadarıyla Salda Gölü bembeyaz suyu ve kumu ile biraz farklı duruyordu. Lavanta kokulu köyden sonra buraya gittik, şansımıza hava kapalıydı ve çok rüzgarlıydı o nedenle çok duramadık ama yaz mevsiminde çok keyifli olduğu kesin.

Lavanta Kokulu Köy – Salda Gölü araba ile 2 saat

Salda gölünden Pamukkale’ye giderken Tavas diye bir ilçe sapağından geçiyorsunuz. Öğrendik ki bu ilçede meşhur bir tahinli tatlı pide varmış. En iyi yapan yer de Elmallı Pide adındaki yermiş. Uğrayalım dedik, 1 tane söyledik. Gerçekten muazzam bir lezzet! 2 kişiydik 1 tane söyledik ama o kadar büyük geldi ki İstanbul’a döndükten sonra da yedik:) Tahinli, cevizli ve ballı bir pide. Of! Buraya yolunuzu düşürün, pişman olmazsınız.

İstanbul’a dönmeden önceki sabah Denizli’ye meşhur tandır kebabını yemeye gittik. Bir not kebap öğlen 2-3 gibi tükeniyormuş o nedenle öğle saatlerinde gitmeye dikkat edin. Biz Denizli’ye girmeden direkt yola mı çıksak diye çok düşünmüştük ama iyi ki uğramışız. Lokum gibi bir et yedik, bu kebabı yemeden dönmeyin. Bayramyeri’nde yan yana dizilmiş bir sürü seçenek var en popüleri Muhtar ve Enver’in Yeri.

Benim gezi notlarım bu şekilde. Umarım faydası olmuştur. Merak ettiklerinizi yorum olarak yazabilir ya da bana instagram üzerinden sorabilirsiniz. (@fulyagenc)

Bir diğer gezi hikayesinde görüşmek üzere!

 

Fulya Genç

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir